Son Eklenen Makaleler
Gebelik ve Doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gebelik ve Doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamilelikte güzel ve sağlıklı olmanın 8 sırrı !
Posted by Onur ALPAY
on
28 Şub 2011
, under
Gebelik ve Doğum
|
yorum (0)
Hamilelik süresince baştan aşağı sağlıklı ve güzel olmanın yollarını biliyor muydunuz? Önerilerimizi mutlaka okuyun!
Hamilelik tarif edilemeyecek zevkte bir macera. Ama aynı zamanda vücut için oldukça zor bir sınav. Alınan kilolar, kalınlaşan bel, değişen cilt, duygusallaşan ruh hali ile birlikte hormonların gücüne şahitlik ettiğimiz bir dönem.
Bu dönemi kendinizle barışık geçirmenin birinci yolu, bedeninizin eskisi gibi olmadığını kabullenmek (ama gülümseyerek!) Onun dışında size şimdi açıklayacağımız birkaç öneriyi dikkate alırsanız hamileliğinizi baştan aşağı “güzel” geçirebilirsiniz!
Doğru kilo alımı
Hamilelik süresince aldığınız fazla kilolar kötü kan dolaşımından çatlaklara ve sırt ağrılarına kadar birçok sorun doğuracaktır. Bu nedenle aldığınız kiloları mutlaka kontrol altında tutmanız faydalı olacaktır. Hamilelikte genelde kilo alımı ölçüleri ise şu şekilde:
*İlk üç ay: çok az kilo alınır
*4-5 ay: haftada 250-300 gr arası
*6-7 ay: haftada 350-400 arası
*8-9 ay: haftada 450-500 arası
Sağlıklı beslenin
Hamilelik süresince sağlıklı beslenmenin birinci adımı yeme alışkanlıklarınızı değiştirmemenizdir. Sadece bazı besinlere ayrıcalık vermenizdir. Peki nedir bu besinler?
*Vitaminler: Kivi, turunçgiller, yeşil sebze gibi C vitamini; havuç, domates gibi A vitamini; süt, yumurta, tam tahıllılar gibi B vitamini…
*Demir: Kırmızı et, balık, mercimek, ıspanak…
*Folik asit: Demiri organizmada sabitleyemeye yarayan folik asit için karaciğer, kuşkonmaz, ceviz, badem…
*Kalsiyum: Kemikler için çok önemli kalsiyum için süt, peynir, yoğurt ve beyaz peynir gibi süt ürünleri…
*Su: Her zaman sağlığın temeli suyu hamileler günde 1,5-2 lt arası tüketmelidir.
Mışıl mışıl uyku
Formda ve sağlıklı bir hamile vücudu için en önemli ilaçlardan biri de uykudur. Unutmayın: hamileliğiniz boyunca kendinizi iyi hissetmelisiniz! Bunun için de vücudunuzu dinlemeniz en iyisi olacak! Sürekli esnemeye mi başladınız? O halde kendinizi uykunun huzurlu kollarına bırakın.
Akşamları erken yatın. Yatakta kitap okumaktan veya bulmaca çözmekten vazgeçin. Çalışan anne adayları için önerimiz ise gün sonunda ufak şekerlemeler yapmaları ve haftasonu bol bol dinlenmeleri.
Doğru sporları yapın
Yürüyüş, hafif jimnastik, su jimnastiği ve yüzme. Bu dört spor dalı hamilelik süresince en ideal sporlardır. Eğer hamileliğiniz özel bir durum ihtiva etmiyorsa, dokuz ay süresince spor yapabilirsiniz. Çünkü spor sizin bacaklarınızdaki kan dolaşımını artıracak ve solunumunuzu düzeltecektir.
Tabii sakınmanız gereken spor dalları da vardır. Örneğin düşme tehlikesi barındıran bisiklet, at, kayak gibi… Uyguladığınız spor her ne ise, onu yumuşak bir şekilde uygulamanız daha sağlıklı olacaktır. Gerçek bir gevşeme için de yoga ve pilates son yıllarda hamilelerin tercih ettikleri sporlar arasında.
Çatlamayan bacaklar
Evet, anne adaylarının en büyük şikayetlerinden biri de çatlaklardır. Hatta her on hamile kadının sekizinde görülmekteymiş. Derinin nemini, yağını artıran, elastikiyetini koruyan genellikle lokal kullanılan birtakım ürünlerle çatlakların olabildiğince az oluşması sağlanabilir. Bunun dışında gebelik esnasında bol su içmek, sebze ve meyve tüketimine dikkat etmek faydalı olabilir.
Bacaklar ise hamilelikte tüm yükü taşıyanlar oldukları için, onlara çok iyi bakmalıyız. Kan dolaşımı için onları sık sık yukarı doğru dinlendirmeli, serinletici bacak kremleri sürmeli ve fazla uzun ayakta kalmamalıyız.
En önemli anahtar: Dinginlik
Hamileliğinizde dinginliğe özel bir ayrıcalık tanımanızı bu süreci her anlamda çok iyi geçirmenize yardımcı olacaktır. Tek başınıza yürüyüşünüzü yapın, ev işlerine düzenli olarak gelecek birini mutlaka işe alın, meditasyon yapın.
*Profesyonel bir yoga kursuna yazılın. Burada hem ruhunuzu ve zihninizi dinlendirecek, hem formunuzu koruyacak, hem de sizin gibi anne adaylarıyla arkadaş olacaksınız.
*Arkadaşlarınızla buluşmalar ayarlayın. Unutmayın; arkadaşlarla sosyalleşmenin rahatlatıcı yanı tarif edilemez!
*Ve tabii ki seks! Hamilesiniz diye cinsel ilişkiniz sona erecek değil; tüm uzmanlar bunu söylüyor.
Doğru duruşu bulun
Elbette kocaman bir karınla mükemmel sağlıklı bir duruş sergilemek mümkün değil! Çünkü artık ağırlık merkeziniz farklı, ayak bilekleriniz daha kuvvetsiz, dengenizin kurulması daha zor, sakatlanma ihtimalleriniz daha fazla. Bazı hareketlerinizde şu duruşlara dikkat etmenizi öneririz:
*Çökerken: Kalçalarınızı topuklarınızın üzerine yerleştirin ve sırtınız düz tutacak şekilde inin.
*Yerden bir şey alırken: Az önce anlattığımız şekilde çökün ve çok hafifçe öne eğilin.
*Yataktan kalkarken: Yana doğru dönün, bacaklarınızı çapraz yapın ve dikilmek için ellerinizi kullanın.
Seksi olun
Hamileyken de seksi olunur! Nasıl mı?
*En temel kural: seksi hisset!
*Kendinizi bırakmayın, salmayın; bakımlı olun.
*Hormonların tadını çıkarın; parlak saçlarınızın keyfini sürün.
*Tabuları yıkın ve pozitif olun.
*Giyiminizde detaylara dikkat edin;
*İlişkinize özenden vazgeçmeyin.
*Cinsel korkularınızı yenin.
Doğum Sonrası Nasıl Forma Girebilirim?
Posted by Onur ALPAY
on
27 Şub 2011
, under
Gebelik ve Doğum
|
yorum (0)
Bebek sahibi olmak çok güzel ama bir de şu kilolar olmasa. Hamilelik döneminde kilo alma ve karın bölgesinde şişkinlik kaçınılmazdır. Hamilelikten sonra ise tüm kadınların isteği bir an önce eski haline dönmektir. Bu yazımızda hamilelik sonrası kilo verme ve kısa sürde forma girmek için uygulayacağınız basit egzersizlerden bahsedeceğiz.
Doğum sonrası kilolarınızı verememiş olmanız doğal olarak bu süreç içinde beslenme, hareketsizlik ve vücudunuzun hormonal faaliyetlerindeki değişimler sonucudur.
Sorununuzu egzersizle sağlıklı olarak giderebilmeniz için öncelikle şu hususu gözönünde bulundurmak gerekir:
Doğumdan ne kadar sonra tekrar spora başlamalı ve başlangıç nasıl olmalıdır ?
Normal doğumlarda, hormonlar ve kan değerleri ile kalp, doğumdan 6 ile 8 haftalık bir süre sonunda eski haline dönebilmektedir. Ancak, bu demek değildir ki, bu süre içinde spor yasaktır. Tam tersi. Nekahet devresi spor ile kısaltılır. Yumuşak germe ve kuvvetlendirici hareketler hiç tereddütsüz uygulanmalıdır.
Genelde vücutta biriken fazla yağları atabilmek için doğumdan 10-14 gün sonra aerobik çalışmalara - yüzme hariç - başlanılması gerekir. Eklem yerleriniz, doğumdan 6 hafta sonrasına kadar normalden daha zayıf olduğu için, kendinizi fazla zorlamamalısınız. Çünkü aksi halde sakatlanma riski artar. Doğum sonrası egzersizleri olarak, streching egzersizlerini düzenli olarak uygulamak suretiyle ve hafif ağırlık ve makineli egzersiz programlarıyla da destekleyerek, eski formunuza kısa sürede tekrar kavuşabilirsiniz.
Sezeryen ile yapılan doğumlarda daha dikkatli olunması gerekir. Burada kişinin kendisini iyi hissedip etmediği önemlidir. Sezeryen ile doğum, neticede bir ameliyattır ve nekahet devresi normal doğumdan 3 ile 6 hafta daha fazla sürer. Yara kapanmadan veya ağrı duyulması halinde çalışmalara başlamayın. Çalışmalara başladıktan 2 ay sonra ise dozu arttırın.
Şayet bu süreleri geçirmişseniz, mide ve bel bölgesi başta olmak üzere, vücut yağınızı azaltıp, sarkmaları önleyebilmeniz ve kaslarınızı sıkılaştırabilmeniz için tüm hareket sisteminizi düzenli çalıştıracak bir egzersiz planı uygulamanız faydalıdır.
Bunun için en pratik yol şudur:
Sabah aç karnınıza büyük bardak ılık su içtikten sonra haftada 3 gün en az 30 dakika olmak üzere tempolu yürüyüş yapmanız ve ardından da "Crunch" denilen( Mide sıkıştırması ), " Lying Leg Knee-Up " ( Yerde Dizleri Göğse çekme ) ve " Seated Side To Side With Bar " ( Oturarak Omuzda Sopa İle İki Yana Dönme ) egzersizlerini yapabilirsiniz.
Tekrarlar ise Mide sıkıştırması ve Dizleri karna Çekme için mide ve karın bölgenizde yanma oluncaya kadar, iki egzersiz arasında 30-45 saniye dinlenme süresi uygulayarak yapabilirsiniz.
Daha sonra tekrarlardan oluşan set sayılarını arttırabilirsiniz. Yani 2 set veya 3 set olarak uyguluyabilirsiniz.
Oturarak Dönme egzersizi bel yanları içindir, bunu da 100 tekrar ( sağ-sol toplam ) yapıp, dinlendikten sonra yine aynı tekrarla devam edebilirsiniz.
Bu egzersizleri, sitemizin Abdominal-Mide-Karın Egzersiz Gurupları arasında görüp, inceleyebilirsiniz. Ancak, mide ve karın bölgesindeki sıkılaşma egzersizlere bağlı olduğu kadar beslenmenize de bağlıdır. Bu nedenle kötü beslenme alışkanlıkları olan, şekerli, yağlı, unlu ve tuzlu gıdaları minimuma indirip, küçük miktarlarda 3 ana 3 de ara öğün alarak beslenmeli ve günlük su tüketiminizi en az 3 litreye çıkarmalısınız.
İstediklerinizin olması bu kurallara uyarak, kesinlikle düzenli egzersiz, tempolu yürüme ve doğru beslenme ile mümkündür.
Dogum kontrol haplari hakkinda 10 yanlis
Posted by Mehmet AK
on
26 Şub 2010
, under
Gebelik ve Doğum
|
yorum (0)

Doğum kontrol hapları hakkında 10 yanlış
İstenmeyen gebeliklere karşı en güvenilir doğum kontol yöntemlerinden olan doğum kontrol haplarıhakkında en yaygın 10 yanlış bilgi şöyle:
Adet döngüsünü durdurur
Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, kullanılan çeşitli metodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Pensilvanya Delaware County Memorial Hastanesi’nden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: “Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. ”
Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, kullanılan çeşitli metodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Pensilvanya Delaware County Memorial Hastanesi’nden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: “Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. ”
Yan etkileri ömür boyu sürer Dr. Gould, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerinin ilk üç ay içinde ortadan kalktığını belirtiyor.
Doğum kontrol hapları migreni tetikliyor
Bu yanlıştır, ama migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal metotlar öneriliyor.
Bu yanlıştır, ama migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal metotlar öneriliyor.
Doğum kontrol haplarıyla beraber diğer haplar da alınabilir
Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar.
Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar.
Doğum kontrol hapları, kanser riskini artırır
Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmaDoğum kontrol hapları, kanser riskini artırır: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Hormonlar kanser hücrelerini uyardığı için meme kanseri hikayesi olanların kullanmamaları öneriliyor.
Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmaDoğum kontrol hapları, kanser riskini artırır: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Hormonlar kanser hücrelerini uyardığı için meme kanseri hikayesi olanların kullanmamaları öneriliyor.
Spiral doğum kontrol haplarından daha etkilidir
Spiraller oldukça güvenli. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuz. Uygulanırken üç dakika kadar âdet ağrısına benzer bir acı hissedilir, sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir.
Spiraller oldukça güvenli. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuz. Uygulanırken üç dakika kadar âdet ağrısına benzer bir acı hissedilir, sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir.
Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor ve cinsel soğukluğa neden oluyor
Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak bunların ani kanamalar dışında hiçbir yan etkisi yoktur. Bazı çalışmalar hapların cinsel isteği azalttığını, bazıları ise arttığını gösteriyor
Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak bunların ani kanamalar dışında hiçbir yan etkisi yoktur. Bazı çalışmalar hapların cinsel isteği azalttığını, bazıları ise arttığını gösteriyor
40 yaşın üzerinde doğum kontrol hapı alınmamalıdır
Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz.
Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz.
Uzun süre kullanılmamalıdır
Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Bırakan kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalır.
Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Bırakan kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalır.
Diyafram, doğum kontrol hapı kadar etkilidir
Serviksi (rahim ağzı) tamamen kapatan diyaframlarda, risk hapa göre daha yüksektir. Normal doğum yapmış kadınlarda, serviks genişlediği için, yüzde 32 gibi büyük bir risk vardır. Daha iyi bir korunma için, prezervatifle beraber kullanılması gerekir.
Serviksi (rahim ağzı) tamamen kapatan diyaframlarda, risk hapa göre daha yüksektir. Normal doğum yapmış kadınlarda, serviks genişlediği için, yüzde 32 gibi büyük bir risk vardır. Daha iyi bir korunma için, prezervatifle beraber kullanılması gerekir.
ekolay. net
Bobrek tasi erken dogum nedeni
Posted by Mehmet AK
on
20 Şub 2010
, under
Gebelik ve Doğum
|
yorum (0)
Hamilelikte görülen böbrek taşı rahatsızlığı önlem alınmazsa erken doğuma bile sebep olabiliyor. Damla Üroloji ve Böbrek Taşı Kırma Merkezi Medikal Direktörü Dr. Murat Bağışgil konu ile ilgili olarak "Kadınlarda böbrek taşı görülme oranı erkeklere göre son yıllarda çok daha fazla artmıştır. 1960 yılında erkek kadın oranı 5/1 iken günümüzde eşittir. Anne adayları, hamilelik öncesinde mutlaka taş kontrolü yaptırmalılar. Erken teşhis kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimalini büyük oranda ortadan kaldırıyor." dedi.
Dr. Murat Bağışgil,"Böbrek taşı görülme oranı normalde %2-3 tür; her yıl da yaklaşık 10 kişiden birinde taş hastalığı oluşmaktadır. Hamilelikte bu oranda değişiklik olmaz. Üriner taşlar gebelikte ağrılara, enfeksiyonlara, ara ara hastaneye yatma gereğine hatta erken doğuma bile neden olabiliyor.” Şeklinde konuştu.
Taş oluşma sebebi hamilelerde, hamile olmayanlarla aynı olarak görülüyor. Bunlar; kronik idrar yolu iltihapları, ailevi yatkınlık gibi sebeplerdir. Taşların çoğu kalsiyum içerir. Hamilelik ilerledikçe daha sık görülür. İlk 3. ayda nadirdir. Taşlar daha sıklıkla sağda fakat her iki tarafta da gelişebilir. Hamilelikte böbrek taşı kırma operasyonunu gerçekleştirmek mümkün değildir, bu nedenle kişide taş olasılığı varsa gebe kalmadan taşların temizlenmesi gerekmektedir.
Dr. Murat Bağışgil; hastaların belirgin olmayan karın ve bel ağrısı ile birlikte şiddetli ağrı ile hastaneye başvurduklarını söylüyor. Böbrek enfeksiyonuna benzeyen bulantı, kusma, ateş, yan ağrısı gibi bulgular olabilir. Klinik tanı zor olabilir. Apandisit ve erken doğum zannedilebilir veya gebelik ağrısı olarak değerlendirilip taş olasılığı göz ardı edilebilir. Taşın tedavi edilmediği durumlarda ağrı uterus kasılmalarını başlatıp erken doğuma neden olabilir. Bu nedenle teşhiste ultrasonun yeri çok önemlidir.
Dr. Murat Bağışgil, "1950’li yıllarda kadınlarda taş görülme sıklığı erkeklere oranla 5te 1 iken günümüzde bu oran 2’de 1’e yükselmiştir. Dolayısıyla kadınlar da risk grubuna fazlaca girmiş bulunuyorlar. Dile getirmesi zor da olsa gebelikteki taş hastalığının bazı durumlarında şiddetli ağrı ile birlikte düşükler görülebilir. Bu nedenle tüm hamileler hamilelik öncesi mutlaka taş kontrolü yaptırmalıdır.’’
Gebeliğin herhangi bir döneminde böbrek taş hastalığının ortaya çıkması oranı her 200-2000 gebelikte 1 olarak kabul edilmektedir. Bu oran gebe olmayan doğurganlık çağındaki kadınlarla aynıdır. Taş hastalığının fazla görüldüğü riskli yer ve kişilere bağlı olarak görülme oranı da değişmektedir. Gebeliğin her döneminde ortaya çıkabilmekle beraber en sık son 3 ayında taş hastalığı saptanmaktadır. Erken doğuma neden olma olasılığı %40 a kadar yükselebilmektedir. Gebelikte en sıklıkta rastladığımız taş cinsi kalsiyum fosfat taşıdır(%74), daha sonra kalsiyum oxalat gelmektedir(%26).
GEBELİK SIRASINDA BÖBREKLERDE NELER OLMAKTADIR?
Gebelik sırasında böbreklerimizde hem fonksiyonel hem de anatomik değişiklikler olmaktadır. Yaklaşık %90 oranında gebeliğin 6-11. Haftasından başlayarak sağda daha sık olmak üzere her 2 böbrekte genişleme(gestasyonel hidronefroz) görülmektedir. Böbreklerdeki bu genişleme doğumdan 4-6 hafta sonra normale dönmektedir. Bu genişlemenin başlıca nedeni uterusun bebekle beraber büyümesine bağlı olarak üreter adını verdiğimiz idrar yoluna baskı yapmasıdır.
Gebelik sırasında vücuttaki hormonal değişiklikler ve kalp hemodinamiğindeki artışa bağlı olarak böbrek kan akımında yaklaşık -25’lik bir artış olmaktadır. Böbrek kan akımındaki bu artış beraberinde taş oluşumunu artıran maddelerin de idrarda daha yoğun şekilde bulunmasına yol açmaktadır. Ancak ilginç olan nokta taş oluşturan moleküllerin (kalsiyum, fosfat, oksalat vb) idrarda daha fazla bulunmasına rağmen gebelerde taş oluşumu sıklığının veya riskinin artmaması ve taş görülme sıklığının gebe olmayan kadınlarla eşit olmasıdır. Bunun nedeni gebelik sırasında oluşan hormonal ve metabolik değişikliğin ayrıca artan günlük idrar hacminin taş oluşumuna neden olan bu maddelerin etkinliğini azaltmasıdır.
GEBELİK SIRASINDA TAŞ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
Taş hastalığı gebelerin %80-90’ında 2. veya 3. Trimesterde ortaya çıkmaktadır. Son zamanlarda yapılan geniş bir araştırma sonucuna göre en sık rastlanan belirti %95 ile idrarda gözle görülen veya mikroskopik düzeyde kan olmasıdır. Bunu %89 ile yan ağrısı takip etmektedir. Yan ağrısının yanlış değerlendirilmesi nedeniyle yaklaşık %28 hastada taş tanısı atlanabilmektedir.
Taşların görüntülenmesinde günümüzde en etkili yöntem olan Bilgisayarlı Tomografi gebelerde radyasyon içerdiğinden dolayı yapılmamalıdır. Bunun yerine taşları görüntüleme oranı daha düşük olan ancak radyasyona maruz bırakmayan ultrasonografi kullanılması gereken görüntüleme tekniğidir.
Görüntülemede en yeni yöntem Manyetik Rezonans Urografi’dir. Kuvvetli taş şüphesi olan ancak ultrasonografi ile taşları görüntülenemeyen gebelerde son zamanlarda kullanılmaktadır. Manyetik Rezonans Urografi ile idrar yolu taşlarını yakalama oranı neredeyse %100’dür.
GEBELERDE TAŞ TEDAVİSİ
Taş yakınması olan gebelerin %70-80’inde basit tedavi ve önlemlerle taşı düşürmek mümkün olmaktadır. Ancak %20-30 hastada daha ileri ilaç tedavileri veya girişim gerekmektedir.
En sık uyguladığımız yöntem taşa bağlı ağrıları ve böbrek tıkanıklığının giderilmesi amacıyla üretere stent yerleştirilmesidir. Bunun yapılaması durumunda ise böbreğe vücut dışından tüp yerleştirilmesidir.
Gebelerde nadiren de olsa endoskopik olarak taşın çıkarılması uygulanabilmektedir. Üreteroskopi yöntemi ile taşa ulaşılıp laser veya pnömotik(hava akımı) yöntemle taş parçalanmakta ve sorun giderilmektedir.
Gebelik sırasında taş görülmesinin en önemli sonucu erken doğum tehdidine yol açmasıdır. Taşın başlattığı ağrı ve kasılmalar uterusta doğum kasılmalarının erken başlamasına yol açabilmektedir.
Doğurganlık çağındaki tüm kadınların özellikle ideal kilosunun üzerinde olanlar, Şeker hastalığı; Kolesterol yüksekliği veya metabolik bozukluğu saptanan veya ailesinde taş hikayesi bulunan kişilerin gebelik öncesi böbrek taşı varlığı açısından mutlaka check-up yapılması gerekmektedir.
Taş hastalığı gebelik öncesinde saptandığı takdirde kolaylıkla tedavi edilmesine rağmen gebelikte ortaya çıkması durumunda hem anne hem de bebek için ciddi risk oluşturabilmektedir. Dolayısıyla küçük veya büyük vücuttaki tüm taşların gebelik öncesi tedavi edilmesi oluşabilecek tüm riskleri yok etmektedir.
ekolay. net




